Çarşamba Nisan 14, 2010 13:44

Hayatı virgüllerle yaşıyorum

Hayatı virgüllerle yaşıyorum

Konuşmaktan yorulan insan yazıyı icat etti.Yazmak,konuşmanın yerini ne kadar tutabilirki?
Konuşurken verdiğin duyguyu bir yazı ne kadar anlamlandırır ki! İçindeki acıyı mesela yazıya dökebilirmisin,yahut hayalkırıklığını resmedebilir misin?
Kimi konuşamadıklarını resimlerle can verirken,kimi mısralarda yaşatır.Hissettiğinin ne kadarı ulaşıyor karşındakine.Belki konuşmak istediklerim var içimde boğazımda düğümlenen, nasıl yazarımki kelimelerin kifayetsiz kaldığı noktada…
Madem konuşamadıklarımızı yazıyoruz.Öyleyse yazıyorum. Hayatı virgüllerde yaşıyorum.Nokta koyacak bir cümlem bile yok.Hatta soru işaretlerim var?Geçmişe kızgınlığım,satır atlamama izin vermiyor.Ne bir paragraftan başlıyabiliyorum,nede giriş,gelişme,sonucum var.Herşeyin bir sonu elbetteki var ama bu sonucun ana fikri benimkine hiç uymuyor.Bazen cümle düşüklüklerim oluyor,sanki tüm olumsuz sıfat tamlamaları beni buluyor!
Hayatım ne roman,ne hikaye,nede şiir belkide düzyazı.Tüm özneler gizli sanki.Dolaylı tümleçlerimse hep aynı… Benimde argo kelimelerim var tabiki.Ulan deyip başlasam nokta noktalarla bitirsem diyorum.
Gülümsemelerimse iki nokta kapa parantezlerde,döktüğüm gözyaşlarına bakmadan,bir anlık tebessümlerim mübalağa ediliyor.Zaten yüklemlerim hep ağlamaklı…
Hikayelerde yaşayan kahramanlardan neyim eksik!
Doğruya!
Mavi gözlü bir devimde yok,pembe pancurlu evimde.

Gül Güzel Öztürk

Çarşamba Mart 17, 2010 18:23

Ego’nu pohpohla ama”po(h)pon” kalkmasın!

Gün geçmiyorki içinde yaşadığım hayattaki insan karakterlerine hayretle bakakalmayım!Beni gerçekten çok şaşırtıyor egosunu tatmin etmek için başkalarını egosunu ayaklar altına alanlar.Öyle şaşırıyorum ki kaleme alayım dedim kendimce.

Bir nevi savunma mekanızması geliştirmektir ego,aslında çekilir sey değil,bir de bunlardan bir iki tanesinin ayni ortamda olmasi çesitli arizalara,sıyırmalara, çarpismalara sebebiyet verir ki, hemmen oradan uzaklaşmak gerekir.

İnsanın egosunu sadece aşk yenebilirmiş.Yani yine duyguların en pembe olduğu,mantığın cortu çektiği aşka kaldık.

İnsanın egosunu tatmin etmesinin hep pozitif etkileri vardır,ama kişinin kendisine karşı.Ya karşısındaki kişinin egosu ne oluyor!İki tip insan var egosunu tatmin etmede.

1)Bilinçli şekilde,gerçek olmayan ve bu gerçek olmayanların başkaları tarafındanda gerçek olarak görmediğini bile bile egosunu tatmin etmek için çenesini maşa olarak kullananlar.

2)Gerçeklik payı var olan ve kendisi dışında kimseye bir etki- tepki göstermeyecek şekilde egosunu tatmin edenler.

Peki gerçekten,egosunu kendini överek,yücelterek tatmin eden,doyuran kişilerin egosu gerçekten doyuyormu? Buda kişiliğe bağlı,kimisi kendi içinde gerçeği bildiği için sadece dışarıya karşı bu şekilde davranır.Kimiside gerçekten kendi dediğine kendi inanır ki vay bunların haline…

İnsan kendini eleştirebilme erdemine erişebilmeli,egosunu pohpohlayanların sanmıyorumki hiçbiri kendini asla eleştirmez.

“Bende hata varmı?” acaba diye asla empati yapmaz yapamaz çünkü empati yapmak egoyu pohpohlamaktan çok çok daha zor bir iş.Kimse kusursuz değildir,acaba bu kişiler bu lafı ya hiç duymadı,yada ben istisnayım diyorlar:)

Sözün kısası ben derim ki empati kuralım.İletişim çağındayız diyoruz ama kimsenin kimseyle doğru iletişim içinde olduğunu düşünmüyorum.Dostluklar,aşklar,ilişkiler eskisi gibi değil diyorlar işte bu yüzden.Bir iletişim var elbette ama ne kadar düzgün ve tatmin edici bilemiyorum.Birbirinin kuyusunu kazan dostlar,tek gecelik ilişkiler ,3 günlük aşklar hatta mevsimlik:) bunlarsa insanımı tatmin eden ya ben çağın gerisinde kalıyorum,yada iletişim çağı bu demek…

Salı Mart 2, 2010 14:31

fotoğraflarınız su altında..

http://www.flash-gear.com/water/

fotoğrafını yükle,su altında dalgalansın.Ne işime yarıcak diyosun dimi.))

Bencede bir işine yaramıcak ama merak ediyosunnnn tıkla bir dene:)))

Cuma Şubat 26, 2010 15:13

Renk körümüsün!!

Renk körümüsün değilmisin bak bakalım!Sonunda süper birşey çıkıyoo! ne mi?

tıklada gör….

Cuma Şubat 26, 2010 14:53

Ölü sinekten resim yapıyor!

sinek_resim_2_441600287

İsveçli fotoğraf sanatçısı Magnus Muhr, tarih boyunca insanların en sevmediği böceklerden biri olan sinekleri sanatında kullanıyor

Evinde pencerelerin ve lambaların etrafında bulunan ölmüş sinekleri toplayan Muhr, onları bir kağıt üzerine yerleştiriyor ve etraflarına şekiller çizerek komik resimler oluşturduktan sonra onların fotoğrafını çekiyor.

Sineklere kayak yaptıran, dans ettiren, akrobatik hareketler deneten İsveçli sanatçı, “Bu fikir 5 yıl önce bir partide aklıma geldi. Çok sıkılmış ve yürüyüşe çıkmıştım. Sonra yerde ölmüş sinekler buldum ve bu fikir aklıma geldi” diye konuştu.

Eve geldikten sonra ölmüş sinekleri beyaz bir kağıt üzerine yerleştirdiğini ve onları kalemiyle komik pozisyonlara soktuğunu anlatan 40 yaşındaki Muhr, yaptığı çok basit ve anlaşılır resimlerle sineklerin popüler hale geldiğini belirterek, “Mizah uluslararası bir dil ve insanların düşündüklerini anlatıyor” dedi.

Cımbızla her bir sineği kağıt üzerine yerleştirmesinin çok zamanını aldığını dile getiren Muhr, resimleri yaparken eğlendiğini, ancak çok yorucu ve karmaşık bir iş olduğunu söyledi.

Hiçbir zaman sinekleri öldürmediğini vurgulayan İsveçli sanatçı, onlar üzerinde başka herhangi bir işlem yapmadığını da belirtti.

İsveç’in Karlskoga kasabasında yaşayan ve koleksiyonunu genişletmeyi planlayan Magnus Muhr, fotoğraflarının kopyalarını 35 sterline (yaklaşık 88 TL) satıyor.

Cuma Şubat 26, 2010 14:49

Yaralı paramağa…

Çok ilginç bir site ,kesik parmakla adınızı yazın,ne isterseniz yazın bunu kim yapmak ister bilmem ama:)) görünce ilgimi çekti paylaşmak istedim…

http://www.bloodyfingermail.com

Cuma Şubat 26, 2010 14:33

En güzel 3d kızları:)

Teknoloji çıktı mertlik bozuldu:))

Sinemadaki filimlerde,  3d li filmler müthiş etki yaratıyor,gerçekten ordaymışız hissini veriyor.Mesela avatar filmini 3d olarak izleyenler bilir orda olmak için neler vermezdim diyesin geliyor.

Kainat güzelini bile kıskandıracak güzeller burdaaaa…

Cuma Şubat 26, 2010 14:14

Piramitlerin içini hiç gördünüzmü?

Dünyada gitmek istediğim yerler arasındaki ilk sırada mısır geliyor.Sanırım bunu süper macera,bilimkurgu filimlerine borçluyum.(Akrep kral,mumya vs. filmleri )

Hep merak etmişimdir o piramitleri,mumyaları:s hani hazineleriyle birlikte gömülüyorlarya belki ondandır:) neyse sözün özü sizde merak ediyorsanız piramitleri buraya tıklayın.

Cuma Şubat 26, 2010 14:04

Doğduğun yıl ne oldu?

Eğer doğduğunuz yıl ne dünyada neler olduğunu öğrenmek istiyorsanız!

Şu siteye tıklayın.

http://whathappenedinmybirthyear.com/

Doğum tarihinizi yazın ve dünyada neler olmuş öğrenin.Tabii ingilizce artık çevirisinide siz yapıverin:))

Pazartesi Şubat 15, 2010 11:30

İnsan sadece havuç yerse teni turuncu olur mu?

Havuç, kökü yenilen otsu bir bitkidir. İlk olarak bundan 3 bin yıl kadar önce Orta Asya’da Afganistan dolaylarında yetiştirilmiş, buradan da Ortadoğu yoluyla dünyaya dağılmıştır. Asıl yol kenarlarında, kıraç yerlerde yetişen yabani havuçtur.
İlk havuçların renkleri turuncu değildi. Beyaz, pembe ve sarı idiler. Turuncu veya kırmızısımsı havuçlar 1600’lü yıllarda Hollandalılar tarafından geliştirilmişlerdir. Günümüzde tüketilen havuçlar?n hemen hemen tümü Hollanda kökenlidir. Beyaz ve sar? renkteki havuçlar yem olarak kullanırlar.
Çok besleyicidir. Çiğ veya pişmiş olarak yenilebilir, içinde yüzde dokuz karbon hidrat ve karoten denilen boya maddesi bulunur. Bu boya maddesi, rengi sarı ve turuncu olan bütün meyve ve sebzelerde bulunur. Bunlar yenildiğinde vücudumuz, karoteni A-vitaminine çevirir. Bir adet havuç vücudumuzun günlük A-vitamini ihtiyacının yüzde 220’sini karşılar.
A pro-vitamini şeklinde havuçta bol miktarda bulunan karoten, sağlıklı büyümeye, derimizi ve saçlarımızı canlı tutmaya yarar, enfeksiyonlara karşı vücuda direnç kazandırır, ayrıca geceleyin iyi görmeye yaradığı da ileri sürülüyor. Kandaki hemoglobin miktarını arttırarak kanın tazelenmesini sağlar. Kaynatılarak içilen suyu ishale iyi gelir. Karoten sadece havuçta değil kavunda ve balkabağında da vardır.
Havuç çok miktarda yenildiğinde cildi turuncu renge çeviren de bu karoten denilen turuncu renkli boya maddeleri, yani pigmentlerdir. Aslında normal olarak yenildiğinde bir tesiri olmayan karoten çok miktarda yenilen havuç vasıtası ile aşırı alındığında cildin rengini de değiştirir ama bu geçicidir. Ancak ısrarla aşırı havuç yenilmesine devam edilirse ciddi sonuçları görülebilir.

Reklam

Kategoriler